Allah katında şehit olan kişi için 6 haslet vardır:
1- İlk önce akan kan damlası ile, günahları af olunur ve menzil kendisine gösterilir.
2- Ruhu cesedinden çıkmadan evvel Cennet’teki makamı ve menzil kendisine gösterilir.
3- Kabir azabından ve kıyamet gününün şiddetinden kurtulur.
4- Başına “ Tacü’l Vakar” denilen Cennet taçlarından bir taç giydirilir ki, onun bir tane yakutu, dünyadan ve dünyada olan şeylerden hayırlıdır.
5- Cennet hurilerinden 72 huri tezviç olunur.
6- Akrabasından 70 kişiye şefaat eder.
“Allah yolunda öldürülenlere (şehitlere) ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler. Lakin siz onu anlayamazsınız.” (Bakara, 154)
Selamun Aleykum Arkadaslar.
Kisa kesip bugün aklima takilan bir kac seyi sizlerle paylasmak istiyorum ins.
Peygamber Efendimiz (sav) buyurmuslardir ki:
“Söz gümüş ise, sükût altındır.”
Kendimce söyle bir düsündüm; gercekten de susmak ve susabilmekte öylesine hikmetler saklidir ki, insani insan ederler.
Konusdugumuz kadar degil, susdugumuz kadarizdir aslinda.
Bazen öyle zamanlar oluyor ki, bilirmiscesine konusuyoruz, halbuki konustuklarimiz cogu zaman basimiza bela aciyor veya acacaktir.
Düsünüpte konusan Atalarimiz bosuna “Sana senden olur, her ne olursa, başın selamet bulur, dilin durursa” dememisler.
Susabilmek, agirbasliligin da simgesidir ayni zamanda.
Susabilene saygi gösterilir. more »

İsrail’in Hamas işi füzelerden daha çok çocukların attığı taşlardan korktuğu söyleniyor. Hz. Davut’un çocukken, (bir rivâyete göre 12 yaşında iken) zâlim hükümdar Golyat’a, yani Calut’a attığı taş ile onu öldürüp savaşın seyrini değiştirmesinden söz eden Tevrat’ın bu kıssasından çok etkilendikleri görülüyor. O yüzden çocukların attığı taşlara karşı kendilerini tanklarla savunuyorlar ama yine de güvende hissetmiyorlar. Belli ki Yahudi inancıyla hiçbir ilgisi olmayan Siyonist İsrail’in, yani Golyat’ın ordusu gibi görmeleri ve korkmaları gayet anlaşılır bir şey. Çünkü İsrail’in Gazze’ye son hava ve kara saldırılarını Şabat gününde, yani Yahudiler için hiçbir iş yapmaya izin verilmeyen bir günde yapmaya teşebbüsü ve öldürmeyeceksin emrine muhalefeti, dindar Yahudileri elbette korkutacaktır. İki yasak birden işleniyor üst üste…
Bu arada, Yahudilerin korktuğu başka bir felâket daha var: more »
İşte insan vücudundan FBI ajanlarının suçluları kovalayışını andıran kareler…
Halık ve Şafi olan ALLAH ne kadar güzel bir şekilde yaratmış insanı.
Herşeyin oluşu basit bir tesadüfdür veya doğa kendi kendine yapmıştır diyen akılsızlara soruyorum: Sizce bunların hepsi bir tesadüfden ötürü olabilir mi? Veya bu akılsız bakterilerin, akyuvarların bunları yapabilmeleri mümkünmüdür?
Ahlâk kitapları, Hz. Âdem’in, vefatından önce oğlu Şit’e ve dolayısıyla bütün insanlığa 5 maddelik bir nasihatte bulunduğunu kaydederler. Ders ve ibret dolu nasihatler şöyledir:
”Ey Şit! Oğullarına söyle:
1. Dünyadan ayrılmayacaklarmış gibi bakmasınlar. Buradan bir gün göçüp
gideceklerini düşünsünler.
Zira ben de Cennetten ayrılmayacağım gibi baktım da, sonunda olan oldu bana.
2. İnsanlara söyle, hanımlarının sözünü hakikatin ta kendisi sanıp, hemen kabul etmesinler. Biraz düşünüp isabet derecesini incelesinler.
Zira ben hanımımın sözünü düşünmeden kabul ettiğim için yasak ağacın meyvesinden yedim, sonunda da uzun pişmanlığa maruz kaldım.
3. Oğulların yapacak işin sonunu düşünsünler.
Eğer ben yasak ağacın meyvesinden yerken bu işin sonunu düşünseydim başıma bunlar gelmeyecekti.
4. Bir işe başlarken içinde o işe ait bir endişe ve isteksizlik olursa, tekrar bir daha düşünüp, yeniden tetkik etsinler.
Şayet ben, yasak ağaçtan yiyeceğim sırada içimdeki endişe ve isteksizlik üzerinde durup, kararımı yeniden gözden geçirseydim, sonunda bu pişmanlığa düşmeyecektim.
5. Doğruluk ve isabet derecesini kesin olarak bilmedikleri işlerde de istişare etsinler. Dürüstlüğüne inandıkları kimselerle yaptıkları istişare neticesinde karara göre hareket etsinler.
Eğer ben meleklerle istişare edip, işimin sonunu onlarla müzakereden sonra karara bağlasaydım, başıma gelenlere müstehak olmayacak, musibetlere maruz kalmayacaktım.’’
İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü’l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise bu, 571 yılı Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu mübarek geceye “Mevlid Kandili” denir.
O’nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti.
“Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.” (Âl-i İmrân, 164) more »








